Kuşlu Takvim 2020

Merhabalar,

Yeni yıla sayılı gün kalmışken, uzun zamandır planladığım bir çalışmamı hayata geçirmeye karar verdim ve “Kuşlu Takvim”i tamamladım. #inktober2019 kapsamında yaptığım çizimlerden oluşan bu masa takvimi, tasarımlarını yaparken beni çok heyecanlandırdı. Yıl boyunca çalışma masanızda kuşları görecek olmanız da umarım bir o kadar heyecan verir sizlere.

Sipariş vermek isteyenler için bilgiler şöyle;

1. Takvimin fiyatı 25 TL.
2. İstanbul dışı siparişler mümkün olduğu kadar toplu halde kargolanacak. İstanbul içi teslimatlar elden gerçekleşecek.
3. İstanbul dışı almak isteyenler, Ad-Soyad, Adres bilgileri ve toplam istenilen takvim sayısını tora.benzeyen@gmail.com adresine e-posta göndermeleri gerekiyor. Gönderimler 10 Aralık ve 20 Aralık olacak şekilde iki kez gerçekleşecek. Sonraki bir tarihte sipariş verenler için yılbaşı sonrası kargolanacak. Kargo ücreti alıcıya aittir. Kargolarınızla ilgili sorun yaşamamak adına lütfen adres bilgilerinizi eksiksiz gönderiniz.
4. İstanbul içi teslimatlar için, gereksiz karbon salınımını azaltmak adına, elden teslim yapılacak. 7 Aralık 13:00-16:00 arası Beşiktaş Kırmızı Kedi Kitabevi Kafe katında, 14 Aralık 16:00-19:00 arası Kadıköy Rıhtım Starbucks’ta sizi bekliyor olacağım. Böylece uzun zamandır görüşmediklerimizle bir selamlaşmış oluruz.
5. Ödemeler, takibini kolaylaştırmak adına EFT/Havale yoluyla gerçekleşecek.

IBAN (İş Bankası) : TR75 0006 4000 0014 4060 1600 07

Destekleriniz için teşekkürler. Bol kuşlu yıllarımız olsun!

Cozia Milli Parkı

IMG_4598

Daha Romanya’ya gelme olayımız kesinleşmediği günlerde Ramnicu Valcea’yı incelediğimizde gözümüze çarpan ilk şeydi sanırım Cozia Milli Parkı. Yaklaşık 17 bin hektarlık bir alana yayılmış bir doğa harikası.

EVS maceramızın ilk haftasonunda, önceki haftalarda defalarca planı yapılmış ancak hava şartlarının imkan vermemesinden her seferinde ertelenmiş Cozia Milli Parkı gezisi.

5 Temmuz sabahı erken saatlerde diğer gönüllü arkadaşlarla Ramnicu Valcea saat kulesinde buluştuk. Kısa bir yürüyüş ile tren garına ulaştık. Kişi başı 7 RON vererek biletlerimizi aldık ve yaklaşık 1 saatlik bir seyahat sonrası yürüyüşe başlayacağımız noktaya geldik. Toplam 19 kişilik kalabalık bir gruptuk.

IMG_4584

Yürüyüşümüz iki aşamalı olacaktı. İlk aşamada Stanisoara Manastırına kadar 3 saatlik bir yürüyüş, ardından 4.5 saatlik ikinci aşamayla Cozia Dağının 1570 metrelik zirvesi; Cabana Cozia.

Tabi böyle anlattığıma bakmayın, sıkıntımız şu ki yürüyüş öncesinde yürüyeceğimiz rota hakkında hiç mi hiç bilgi sahibi değildik. Tahminlerimize göre amatör bir grupla yürüyüş yapacağımıza göre amatörlere uygun bir yürüyüş parkuru olacağı yönündeydi. Bu fikrimizi manastıra varacağımız 3 saatlik süre içinde koruduk. Yol bildiğimiz orman yoluydu. Rahatlıkla yürünebilen, ormanın gerçekten de görülmeye değer güzelliği içinde akıp giden bir yoldu. Ki manastıra vardığımızda yaşadığımız mutluluk da bunu tesciller nitelikteydi.

IMG_4586
Manastırı gördüğüm an düşündüğüm şey, bir an önce tüm dünyadan iletişimimi kesip kendimi allah yoluna adayıp buraya yerleşme fikriydi. Hayatımda gördüğüm en huzur dolu yerlerden biriydi. Hemen önündeki tepeliklerde tarlaları , küçük şapelleri, tarihi bir kilisesi, küçük asma yollarla birbirine bağlanan ek binalarıyla gerçekten de her bir köşesinden huzur akan bir mekan Stanisoara Manastırı.

IMG_4588

IMG_4589 IMG_4590

 

Bahçesinde uzunca bir dinlendikten, suyunu içtikten, tavuklarını kovaladıktan, eşekleriyle gülüştükten sonra o ana kadar ki yorgunluğumuzu bir kenara atıp kendimizi toparladık. Videoda bizi pek bir eğlendiren manastırın eşeğinin hallerini görebilirsiniz.

Beynimize tekrar kan pompalanmaya başlayınca, asıl mevzuya yani yolun ikinci etabına geldik. Hemen hemen hepimiz önümüzdeki 4.5 saatte nasıl bir rotanın bizi beklediği konusunda bi haberdik. Çok geçmeden anladık neyse ki. İkinci bölüm kalabalık ve amatör bir grupla birlikte hareket ediyorsanız tam bir felakete dönüşecek kısımdı aslında. 4.5 saat boyunca çoğunlukla 50-55 derece, yer yer 60-65 derecelik eğimli yerlerde tırmandığımız bir süreç oldu. Daha önceki deneyimlerimizden çok iyi bildiğimiz gibi (Kapıdağ Yarımadası maceramızı bilenler bilir) sırtımızda fazla yükle tırmanmak insanın kendisine eziyet çektirmesinden başka hiçbirşey değil. Bunu bildiğimizden biz çantalarımı minimum ağırlıkta hazırlamıştık. Diğer arkadaşlara da bu şekilde bir çanta hazırlamalarını tavsiye ettik, hatta utanmadık ısrar da ettik. Çünkü kendilerini süpermarkette büyük bir araba dolusu dondurulmuş et aldıklarında bunun onlar için hiç de iyi olmayacağını hatırlattık, uyardık. Maalesef bir kulaktan girdi, diğerinden çıktı. En azından o dondurulmuş ürünlerin eriyeceği ve o etlerin affedersiniz ama piç olacağı konusundaki uyarılarımızı kâle aldılar, soğuk tutan poşetlerden aldılar.

Biz onların aldıkları ürünlerden sorumlu olmadığımızı söyledik ancak, ertesi gün o alınan şeyleri tüm çantalara dağıtılacağının da farkındaydık, nitekim öyle de oldu. Adaletsizce payımıza düşen 2,5 kilo eti sırt çantama yükleyip yürüyüş yapmaya çalıştık.

Neyse bu can sıkıcı bölümü geçelim.

Eğim çok, hava sıcak, yük fazla, grup kalabalık derken, düşe kalka 4.5 saatlik tırmanışı saat 7 gibi Cabana Cozia’ya vararak bitirdik.

IMG_4592

 

IMG_4594

Yol boyunca orman içindeki bir ayak genişliğinde patikalarda yürüdük ve yolumuzu çok profesyonelce hazırlanmış patika işaretleri ve yönlendirmeleri ile bulduk. Gözünüz yolda olduğu sürece devasa ormanda kaybolma riskiniz yok gibi..

IMG_4599
Cozia’nın zirvesine vardığımızda gerçekten de eşsiz bir manzara bizi karşıladı. Her bir adımına değer dediğimiz bir görüntü vardı karşımızda.. O gün yayınladığım video günlüğümde görmüşsünüzdür zaten. Görmeyenler için buyrunuz;

Kısa süre dinlenip, geceyi geçireceğimiz mekana doğru hareket ettik. Zirvede konaklama için kullanılabilecek bir tesis bulunuyor. Birkaç bungalov evi ve 10-12 odalı bir binası olan ufak ama şirin bir motel diyeyim. Bunun yanı sıra, bizim konakladığımız bir de dağ evi var, milli park görevlileri tarafından kullanılan. Gönüllüler olarak bir çoğumuz bu dağ evinde kalmayı tercih ettik. İki odası, bir mutfağı ve genişçe bir antresi olan oldukça güzel bir yerdi kendisi. Uzun zamandır kullanılmadığından fazlasıyla soğuktu ancak sobaları yakarak yaşanabilir bir hale getirdik kısa sürede.

IMG_4597
Herkese yataklarına yerleştikten ve biraz dinlendikten sonra yemek faslına geldi. Sırtlarda taşınan etlerle barbekü yapılma fikri vardı, tabi bunun için bir ateş yapmak gerekiyordu. Gönüllüler olarak odun kesme işini biz üstlendik. Buyrunuz;

Yemek ile ilgili hiçbir ortak aktivitede yer almayacağız diye planlamıştık kendimizce, konservelerimizi afiyetle yedik, diğer arkadaşlar ateş yakmaya çalışırken. Gece 11 gibi barbekü hazır vaziyete geldiğinde, biz motelin restaurantında birkaç gönüllü arkadaşla Ursus biranın tadına bakıyorduk.

Gecemizi mutlak karanlık denilebilecek bir odada geçirdik, biraz soğuktu ama bir dağ evinde geçirdiğimiz ilk geceydi, unutulmazlar arasına girdi. Sabah uyandığımızda saat 7:30 civarıydı. Debelenip yataktan attık kendimizi, sabah manzarasını izledik biraz zirveden. Kahvaltı için birkaç şey atıştırdık, çantamızı hazırladık, dönüş yoluna koyulmak için hazırkıta diğer arkadaşları bekledik.

IMG_4600

Güneşin tam tepede olduğu bir saatte dönüş yoluna koyulduk. Önümüzde bizi bekleyen 5 saatlik zorlu bir iniş vardı. Hızlı ve hareketli başladı. İlk 1 saati hızlı bir şekilde kat ettik. Sonraki her bir saat ise bitmek bilmeyen bir kabus gibi çöktü üstümüze, çamurla kaplı yamaçlardan düşe kalka, yuvarlana yuvarlana indik. Kalabalık bir grupla yürüyorsanız emin olun olduğundan çok daha zor bir hal alıyor herşey.

Yolun sonuna vardığımızda 5 saat geçmiş ve kendimizi Turnu Manastırının bahçesine atmıştık. Fazlasıyla yorulmuş ve bitap düşmüştük..  Eve döneceğimiz tren 1 saat sonraydı ve tren garı fazlasıyla yakındı. Dinlendik, kendimize geldik. Turnu Manastırını keşfettik.

IMG_4601
Saatlerimiz 19:00’ı gösterdiğinde Dragaşani’ye giden trende yerimizi almış, uyuklamaya başlamıştık bile..

Bugüne kadar yaşadığım en zorlu doğa yürüyüşlerinden biriydi. Bir Kapıdağ değildi ama iki nokta arasındaki sürenin uzunluğu fazlasıyla hırpaladı bizi. Attığım her bir adımda, alnımdan akan her bir damla terde fazlasıyla zevk aldığımı söylemem gerekir.

Döndüğümüzde konuştuğumuz ilk şeylerden biriydi şu, tekrar ne zaman gidiyoruz ?

IMG_4602

 

 

IMG_4595