100 Yıl Yaşayan Karga (Kuşlar Kaç Yıl Yaşar?)

Ya sen şimdi onu bunu bırak da, bu kargalar yüzyıl yaşıyor diyorlar, ne diyorsun? diye beni her gördüğünde soruyu hemen kitleyen sevgili kuş meraklılarının sorusuna ışık tutmak için karşınızdayım.

Bakalım, gerçekten de bu kargalar yüzyıl yaşıyor muymuş?

Evrendeki her şeyin bir ömrü var şüphesiz. Doğum ile ölüm arasında geçen o kocaman bilinmezlik. Bazısı için saniyelerden ibaret bir ömür, bazısı için milyarlarca yıldan. Gözün göremediği organizmalar da yaşıyor doğumu ve ölümü, gökyüzünü dolduran her bir yıldız da.

Öyle ya da böyle, başlangıcı olan her şey bir sona ulaşıyor.

İnsan da diğer her varlık gibi yaşıyor bu ömrü. Bazısı doğum ile ölümü aynı anda yaşıyor, bazısı bir asır deviriyor da ölüm gelsin diye bekliyor. İnsanı diğerlerinden ayıran ise; ölmeme isteği.

Ölümün korkusundan olsa gerek, insanlık oldum olası ölmemenin yollarını arıyor. Ömrünü uzatmaya, yaşlanmamaya çabalıyor. Hastalıkları tedavi ediyor, ölümüne sebep olacak tehditleri ortadan kaldırmaya çalışıyor. Bir yandan ölmemek için uğraşırken, diğer yanda acımadan öldürebiliyor ama bu ayrı mevzu.

Sanırım bu ölmeme isteği, uzun ömürlü canlıları gördüğü zaman bir kıskançlık hissi doğuruyor. Kendisinden hiç de akıllı olmayan bir canlının, çok daha uzun yaşadığını görünce kendine hayıflanıyor.

Bu zihniyetin sonucu olsa gerek birileri atmış ortaya lafı: “kargalar yüzyıl yaşıyormuş biliyor musun, 1.dünya savaşını gören karga varmış hatta oturup anılarını anlatıyormuş” falan filan.

Yok artık,  Şu işi bir açıklığa kavuşturalım: cevap veriyorum….. biraz daha anlatayım!

Bilim insanları, on yıllardır canlıların ömürlerinin ne kadar olduğunu anlamak için dünyanın dört bir köşesinde çalışmalar yapıyorlar. Gerçekten de çok ilginç yaşam süreleri tespit ediyorlar.

Ben bu hikayede, sadece omurgalı hayvanların, çoğunlukla da kuşların ömürlerinden bahsedeceğim ama merak edenler, ABD’deki 10 bin yaşındaki ağaçları, kendini sürekli yenileyen bakterileri mutlaka araştırmalı. İnanılmaz keşifler var.

Doğal ortamlarında canlılar ne zaman doğduğu, ne zaman öldüğünü tespit edecek bir teknik geliştiremediğimiz vakitlerde, onları tutsak ederek yaşam sürelerini öğrenebilmişiz. Örneğin bir Asya filinin 80-90 yıl yaşayabildiğini, Macaw türü papağanların 80-100 yıl ömrünün olduğunu, hatta Galapagos kaplumbağalarının 190 yıl yaşadığını tespit etmişiz. Ama bunların hepsi, insanların gözetiminde ve bakımında geçen bir ömür olmuş. Ve sadece birkaç bireyle sınırlı kalmış.

Doğal ortamlarında ise, işler biraz değişiyor.

Doğadaki milyonlarca canlı arasında, belli bir bireyin kaç yıl yaşadığını tespit etmek hiç de kolay bir şey değil. Kocaman bir flamingo sürüsü düşünelim örneğin. Birbirinin aynısı, binlerce kuş oradan oraya dolanarak besleniyor, uçuyor, gidiyor geliyor. Tek bir bireyi, diğerlerinden nasıl ayırt edeceğiz de yaşını öğreneceğiz?

Bu sorunun çözümünü, kuşları halkalamakta bulmuşlar. Yani bacaklarına halkalar takmışlar ya da kanatlarına etiket yerleştirmişler. Teknoloji geliştikçe de yerini uydu vericileri almaya başlıyor. Bu sayede aslında onlara birer kimlik verilmiş oluyor.

Kuşların halkalanması meselesi, yüzyıldan daha eski bir geçmişe sahip ama sistematik şekilde gerçekleştirilen çalışmaların meyvelerini ancak 1950’li yıllarda yapılan çalışmalardan itibaren almaya başlıyoruz.

Wisdom isimli dişi bir Laysan Albatrosu bu çalışmaların ilk meyvesi. 1956 yılında, Büyük Okyanus’daki Midway Adasında halkalanan Wisdom, o yıllarda yaklaşık 5 yaşındaymış. Yetişkinliğe ulaşana kadar geçen süreyi, tüy desenlenmesi sayesinde büyük oranda tespit edebiliyoruz. Aradan geçen yılların ardından, Wisdom aynı adaya sayısız kez gelmiş ve gelmeye devam ediyor. Normalde yetişkin bireyler her iki yılda bir yumurta bırakıyor ama Wisdom 2006 yılından bu yana da her yıl başarılı bir şekilde ürüyor. Bugüne kadar 30-35 yavru yetiştirdiği tahmin ediliyor. Halkalama çalışması sayesinde Wisdom’ın şuan en azından 68 yaşında olduğunu biliyoruz.

Albatroslar gibi uzun yaşamları olan diğer kuşlar da çoğunlukla denizlerle içli dışlı olan kuşlar. Martılar, karabataklar, yelkovanlar, ördekler, kazlar uzun sayılabilecek bir ömre sahip oluyorlar.

Örneğin bizdeki Yelkovan kuşunun çok yakın akrabası Atlantik Yelkovanı, halkalandıktan 50 yıl 11 ay sonra tekrardan yakalanmış. Kontrolleri yapıldıktan sonra doğaya geri salınmış. Eğer Nisan 2017’den beri başına bir aksilik gelmediyse hala Atlas Okyanusunda kanat çırpıyor olabilir.

Benzer şekilde Fulmar yani Kutup Fırtınakuşu. İngiltere’deki ürediği kayalıklarda, 43 yıl 11 ay sonra tekrardan gözlemlenmiş. Son görüldüğünden bu yana başına bir iş gelmediyse o da pek sağlıklı yaşamaya devam ediyor.

45 yıl 3 aylık Tepeli Patka, yine 45 yıllık Denizpapağanı, 40 yıl 11 aylık Küçük Tarlakazı, 39 yıllık Leylek, 37 yıl 6 aylık Gri Balıkçıl ve 32 yıl 1 aylık Karabatak da diğer uzun yıllar yaşamış kuşlardan. Ama bunlar diğerlerinden farklı şekilde, ölü olarak bulunmuş durumdalar. Yani bir nevi tespit edebildiğimiz kadarıyla kendi türlerinin en uzun yaşamlarını sürdüler.

Bahsettiğim bu türleri, diğer kuşlardan ayıran iki şey var: Birincisi yaşadıkları alanlar, insanlardan ve diğer yırtıcı canlılardan nispeten uzak habitatlar. İkinci olarak ise, vücut yapıları büyük canlılar. Av olma ihtimalinin azalması ve boyutların büyümesi, yaşam sürelerinin daha uzun olmasına sebep oluyor.

Aksi durumda da daha küçük bir beden ve avcılarla daha fazla etkileşim yaşam süresini kısaltıyor. Özellikle küçük ötücü kuşlar, yani serçeler, kırlangıçlar, ispinozlar, örümcekkuşları gibi canlıların ortalama ömürleri 5-10 yılla sınırlı. Tabi ki onlarda da birkaç uç örnek var ama genel anlamda, daha kısa bir ömre sahipler.

Gelelim yüzyıl yaşayan karga meselesine.. Nerde kalmıştık!

Kargalar yüzyıl yaşar mı?

Hayallerinizi yıkmak istemem ama cevabım hayır, kargalar yüzyıl yaşamazlar!

Diğer kuşlarda olduğu gibi, kargalar da halkalama çalışmalarında yer almışlar. Ve yapılan bu çalışmalar sonucunda yüzyıl yaşayan bir karga tespit edilmemiş. Hatta aksine, kargalar da küçük ötücü kuşlar gibi nispeten kısa bir ömre sahipler.

En sık karşılaştığımız karga türlerinden Saksağan 21 yıl 8 ay, Küçük Karga 20 yıl 4, Ekin Kargası, 22 yıl 11 ay ve Leş Kargası 19 yıl 2 aylık maksimum yaşla tespit edilmiş.

Özellikle bu karga yüzyıl yaşar efsanesinin ortaya çıkmasına sebep olan türün Kuzgun olduğunu düşünerek de onu sona bıraktım. Korku filmlerinin vazgeçilmez aktörü, ölümün habercisi vs. gibi zırvalara konu olan Kuzgun, en bilindik karga figürlerinden biri.  Diğer kargalara oranla oldukça büyük ve güçlü bir vücut yapısı olmasına rağmen, Kuzgunlar bile yüzyıl yaşamıyor. Doğal ortamında tespit edilen en yaşlı Kuzgun 23 yıl 3 aylık olarak tespit edilebilmiş.

Bu efsaneyi destekleyebilecek en zorlama örnek,  esaret altında beslenen Tata isimli bir karga olabilir. 2006 yılında ölen bu karga, sahibine göre 59 yaşındaydı. Ama bilimsel herhangi bir kayıt olmadığı için hiçbir zaman dikkate alınmadı, emin olunamadı.

Sözün özü, evrendeki her varlık er ya da geç bir sona ulaşıyor.

Önemli olan o günün gelişinden korkmak değil,

O gelene kadar huzur dolu günler için çaba harcamak.

Gerisi bir kuş kanadında, ufak bir rüzgar…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s