Kamuflaj Sanatı

Harry Potter kitaplarının yazarı J.K. Rowling, görünmezlik pelerini gibi bir objeyi hikayeye yerleştirirken, sanırım çocukluk günlerinde kurduğu hayallerini, bizim gibi okuyucularıyla paylaşmak istemişti.

Çünkü bu hayali sadece o kurmuyordu. Görünmez olmak, hepimizin çocukluk günlerine ait bir hayaldi. Kimsenin bizi görmeden yapacaklarımız üzerine, hepimiz kafa yormuştuk eminim. Gizlice gireceğimiz yerleri, görmek istediğimiz kişileri hepimiz gayet iyi biliyorduk.

Hayallerle sınırlı kalmadı ama görünmez olmak isteği. İnsanlık için bir tutku oldu görünmezlik, aynı uçmak gibi. Çocukluk günlerinin bu masum isteği, masumiyetini yitirmişti artık.

Görünmez olmak büyük bir silahtı, üstünlük sağlıyordu. Mutlaka ele geçirilmeliydi, düşman çoktu.

Beceremedi. Ne denediyse olmadı. Bedenini ortadan kaldıramıyordu bir türlü.

Doğada buldu çözümü. Burnunun ucunda saklanan canlıları nasıl olur da fark edemez onu anladı önce.  Bedeni ortadan kaldırmak değildi görünmez olmak, çok iyi gizlenebilmekti.

Renk değiştiren bukalemunları fark etti. Ağaç gövdesine saklanmış güveleri, yaprak şeklindeki kelebekleri gördü.

Daha çok araştırdı, daha çok öğrendi.

Sonunda saklanmayı, gizlenmeyi, kamufle olmayı öğrendi doğadan.

Elindeydi sonunda. Görünmez olmak kadar etkili olamazdı ama işini görüyordu sonuçta. Askerlerine bulunduğu coğrafyaya uygun renk ve desenlerde kıyafetler giydirdi. Tanklarını kapladı, uçaklarını boyadı.

Sonra döndü, silahını ateşledi.

Öğretmeni doğaya, daha fazla ihtiyacı yoktu ne de olsa.

Kamuflaj yani görünmeme sanatı. Av, avcı ya da bitki fark etmez, doğadaki hemen hemen her canlının küçük ya da büyük ölçekte uyguladığı bir sanat. Kocaman ormandaki, tek bir ağaç gibi fark edilmemek de olabilir bu sanat, uçsuz bucaksız bir bozkırın ortasında kimseye görünmeden avına yaklaşan bir aslan da.

Canlıların kamuflaj yetenekleri, kamufle olmaya olan ihtiyaçlarıyla doğru orantılı. Hayatta kalmak için ne kadar gizlenmesi gerekiyorsa o kadar iyi adapte olmuş durumdalar. Öyle ki bazı canlıların renk algılarının olmadığını biliyoruz ama buna rağmen vücut renklerini ya da desenlerini bulundukları çevreye uyumlu hale getirebiliyorlar. Yani kamufle olmak, hayatta kalmanın temel şartlarından.

Söz konusu kamuflaj olunca, kuşlar, uyguladıkları inanılmaz tekniklerle bu işin başını çekiyor. Dünya üzerinde kesin sayısı bilinmemekle birlikte 10 binden fazla kuş türünün yaşadığını biliyoruz ve bu türlerin neredeyse tamamı, bulundukları çevreye uyumlu bir kamuflaj özelliği gösteriyorlar.

Kuşların, kamufle olmalarındaki temel amaç, fark edilmemek. Av veya avcı olmaları önemli değil; kamufle oldukları sürece tehditlere karşı daha güvenli hale gelebiliyorlar. Bazı zamanlar gizlenmek için değil de daha fazla görünür hale gelmek için çaba gösterdikleri durumlar da olabiliyor. Örneğin, üreme dönemindeki erkek kuşlar, dişilere kendilerini beğendirmek için parlak ve renkli tüylere sahip oluyorlar. Üremek, hayattan kalmaktan daha önemli olabiliyor yani bazı zamanlarda. Üreme dönemi bittiğinde ise çok dikkat çekmeyen soluk renklere bürünüyorlar. Soğuk kış günlerinde yemek bulmaya çalışırken, av olmamak lazım neticede.

Kuşlar, renk, desen ve duruş olarak özetleyebileceğimiz üç farklı tekniği kullanarak gizlenebiliyor. Bazı türler bu üç tekniğin tamamını kullanıyor, bazıları tek bir yolu tercih ediyor.

Bu teknikleri kullanarak en üst düzeyde başarıyı sağlayan kuş türleri, gececil kuşlar. Bu kuşlar, bir çok kuş türünün aksine, beslenme, çiftleşme, yuva kurma gibi yaşamsal faaliyetlerini geceleri gerçekleştiriyorlar. Durum böyle olunca da gündüz saatlerinde, kimselere görünmek istemiyorlar. Özellikle kargalar ve gündüz yırtıcıları gibi kuşların ağır tacizine maruz kalmaktan kaçınıyorlar. Türkiye’de de gözlemleyebildiğimiz baykuş türleri ve çobanaldatan bu tarz kuşlardan.

Küçük bir baykuş türü olan İshakkuşu, kamuflaj konusunda master yapmış bir türlerden birisi. Her şeyden önce gün boyunca hareketsiz beklediği ağacın gövdesine çok benzer renklere ve desenlere sahip. Sadece bu özellikleriyle bile, bir İshakkuşunu gündüz fark etmek oldukça zor. Ama İshak, bundan biraz daha fazlasını yapıyor. Fark edilme ihtimalini minimuma indirmek için, duruşunu dikleştiriyor, kulak tüylerini kabartıyor. Bu haliyle, orda olduğunu bilen bir göz bile, kuşu bulmakta zorlanıyor. Bence İshakkuşunun kendisi bile bazen orda olduğunu unutuyordur.

Diğer bir tür ise Çobanaldatan. Bu kuşlar da  geceleri aktif oluyor. Gündüzleri ya bir ağaç dalına boylu boyunca uzanarak gizleniyor, ya da yerde yaptığı yuvasının üzerinde kuluçkaya yatıyor. Sahip olduğu renk ve desenleriyle, bulunduğu ortama büyük bir uyum gösteriyor. Bir de üzerine saatlerce hareketsiz duruşu eklenince, bir Çobanaldatan’ı gündüz gözüyle fark etmek ancak şansa kalıyor.

Sadece gece aktif olanlar değil, gündüz hareketli kuşlar da kamuflaja ihtiyaç duyuyorlar. Bu kuşlar genellikle, yumurtalarının üzerinde kuluçkaya yatan dişi bireyler oluyor. Gün boyu yumurtalarını sıcak tutmak ve tehditlere karşı korumak için çabalayan dişi bireyler, aynı zamanda yırtıcı kuşlar için çok açık bir hedef haline geliyorlar. Bütün gün öylece oturup beklemek çok da kolay değil. Bu yüzden dişi kuşlar, erkeklere oranla çok daha soluk renklere ve gösterişsiz tüylere sahipler. Bu sayede, fark edilme ihtimallerini en aza indiriyorlar.

Dişi kuşların gösterdiği bu kamuflaj özelliğini, üzerinde yattıkları yumurtaların sahipleri de göstermek zorunda. Yumurtadan yeni çıkan yavrular, yuvadan uçacakları ana kadar, tehditlere karşı korumasız durumdalar. Ebeveynleri onlar için besin toplarken, onlar yuvada çok hareket etmeden ve dikkat çekmeden beklemek zorundalar. Tıpkı annelerinde olduğu gibi, yavru kuşlar da soluk ve gösterişsiz tüylere sahipler.

Kamuflaj hayat boyu gerekli olan bir ihtiyaç. Gizlenmeden geçen her dakika av olma ihtimali artıyor ya da bir avcı için avı elinden kaçabiliyor. Özellikle deniz ve göl kıyıları, çayırlar, düzlükler gibi saklanacak yerlerin sınırlı olduğu bölgelerde yaşayan kuşlar, kamuflaj yetenekleriyle dikkat çekiyorlar.

Örneğin bir Kocagöz. Bitki örtüsünün çok kısıtlı olduğu coğrafyalarda üreyen bu kuş, yuvasını da doğrudan yere yapıyor. Yumurtaların üzerinde geçen günler boyunca, fark edilmemek en önemli mesele. Bulunduğu yere öylesine uyumlu renk ve desenlere sahip ki, gördüğünüzden emin olduğunuz halde,  aynı yere bir kez daha baktığınızda bulmakta zorlanıyorsunuz.

Gelelim benim en favori kuşlarımdan birine, belki de en favorisine.  İzlediğiniz videolarımın başlarında mutlaka görmüşsünüzdür kendisini. Hatta şuracıkta da duruyor şuan. Kendisi bir Yalıçapkını.

İlk baktığınızda bunun neresi kamufle yahu, baksana hayvan parıl parıl parıldıyor diyebilirsiniz. Açıkcası ben de ilk gördüğümde öyle düşünmüştüm. Sonraları fark ettim ki, aslında müthiş bir kamuflaj yeteneğine sahipmiş.

Yalıçapkınları, genellikle suya doğru eğilmiş bir saz üzerinde tünüyorlar. Oldukça hareketsiz bir biçimde aşağıdaki suyu izliyor ve avlarını belirlemeye çabalıyorlar. Doğru anı bulduklarında ise, amansız bir dalış yapıyor ve uzun gagalarıyla avını yakalıyorlar.

Her şeyden önce yalıçapkınlarının tüyleri, güneş ışığının yoğunluğuna göre farklı tonlara bürünebiliyor. Fotoğraflarda ve videolarda oldukça parlak mavi ve turuncu tüylere sahipmiş gibi görüyoruz ama doğal ortamlarında gözlemlediğiniz de çok daha koyu tonlarda olduğunu farkediyorsunuz. Bu bir avantaj çünkü daha az dikkat çekiyor.

İki zıt renkte olması da ayrı bir avantaj. Kanat üstü, sırtı, kuyruğu ve kafası mavinin çeşitli tonlarındayken, gövdesi turuncu tonlarda. Bu şu anlama geliyor; aşağıdan bakan bir canlı, ki bu durumda yalıçapkının birazdan avlayacağı bir balık, kuşu arkasındaki sazlarla aynı renklerde görüyor.

Aynı şekilde, yalıçapkınına üstten bakan bir canlı, ki bu durumda avcı bir kuş olabilir, yalıçapkınını alttaki suyla benzer renklerde görüyor.

Yani Yalıçapkını ne avına fark ettiriyor kendini, ne de onu avlayacak bir avcıya.

Muhteşem bir kuş, muhteşem bir adaptasyon!

Haydi, kalın sağlıcakla!

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s