Kuşçuluğu Bıraktım (VLOG)

Günaydın,

Soğuk bir deniz ve güneşli bir Ege sabahından selamlar.

Bugün kuş gözlemini birazcık aşaraktan, doğa gözlemi işine kaymaya çalıştım.

Elime bir kitap geçti geçtiğimiz haftalarda. Akdeniz Koruma Derneği’nin bastığı bir kitap. Akdeniz’in Deniz Canlıları diye bir rehber kitap. Bu kitapta Akdeniz’de görülebilen işte balık türlerini, bitki türlerini, algleri, süngerleri, işte eklem bacaklıları, karidesleri falan gösteren bir kitap bu. Çok eğlenceli, çok güzel bir kitap. Aslında benim pek tanımadığım türleri yakından görme şansım oldu, tanıma şansım oldu. Öyle olunca tabi heyecanlandım ve gaza geldim diyelim artık. Pek bir motive oldum. Ve ilk fırsatta bir deniz tatili yapayım, bu kitabı kullanarak bir şekilde bu hayvanları yerinde göreyim, işte incelemeye çalışayım diye bir hayal kurdum kendi kendime. O yüzden de dediğim gibi ilk fırsatta denize attım kendimi. Ege’de şuanda İzmir yakınlarında küçük bir tatil beldesindeyim. Sabahın şuan erken saatleri, yaklaşık 7:30 saat.

Ve dünden beri burada, aldığım temel malzemelerle dalış yapıyorum şnorkelle. Onlar da yanımda. Şöyle göstereyim. Biliyorsunuz tabi, Decathlon bu anlamda spor malzemeleri satan en kolay ulaşabileceğiniz bir spor dükkanı. Oradan aldığımız basit ekipmanlarla, kitap aracılığıyla da gözlem yapmaya çalışıyorum.

Çok keyifli çünkü deniz benim açımdan tam bir bilinmezlik. Hani kuşları bir şekilde görüyoruz, bir malzemeye ihtiyaç duymadan günlük yaşamamızda serçeyi, güvercini, kargayı görüyorsun ama deniz öyle bir şey değil.  Dışardan gördüğümüz tek şey kocaman bir mavilik, kocaman bir sonsuzluk diyelim. Öyle olunca da birkaç ekipmana ihtiyaç duyuyorsunuz onları görmek için, onların dünyasına girmek için. Sonuçta biraz şey duygusu da var denizde; ha uzaya gitmişsin, ha denize girmişsin. Çünkü senin olmayan bir atmosferde, senin olmayan bir habitatta hayatta kalmaya çalışıyorsun. Onları gözlemlemeye çalışıyorsun. O yüzden oldukça zor bir şey. Neyse dediğim gibi elimde ekipmanlar var. Bu ekipmanlar, paletler. Şnorkelle dalarken, daha rahat hareket etmenizi sağlayan bir alet. Dediğim gibi bunlar çok basit ekipmanlar. Bir de yine Decathlon’dan aldığımız şnorkel seti var; gözlük ve tüpü.

Tabi şöyle bir sıkıntı da var. Ben gözlük kullandığım için bu aletler biraz sıkıntı yaratıyor bana, çünkü gözlüksüz deniz altında biraz zor görüyorum. Görüş mesafem 1 metre, 2 metre falan. Öyle olunca da birazcık hani, tam beklediğim bir duygu yaşayamıyorum. Hayal kırıklığı yaşamıyor değilim. Yaşıyorum.

Öyle olunca da birazcık canım sıkılıyor açıkçası ama yapacak bir şey yok. Belki ilerde param olursa bu gözlüklerin numaralısını yaptırma şansım olur.

Arkadan abi mi geçti? Yapacak bir şey yok. Abi de bu ekosistemin bir parçası.

Öyle olunca da keyif yanı bir nebze düşüyor, küçüklük günlerimden hatırlıyorum. Birkaç kez gözlerim bozulmadan dalma imkânım olmuştu şnorkelle. O zamanlar daha net görüntüler görebiliyordum. Ama maalesef şu aralar yapamıyorum. Ama yine de keyifli.

Dün ne gördük peki? Dün de bu saatlerde böyle kalkmıştım deniz sakinken. Buralarda Ege’de böyle bir durum var sanırım. Sabah ve akşam saatlerinde daha sakin oluyor, gün içerisinde dalga çıkıyor ve denize giremiyorsunuz. Alt üst oluyor. Öyle olunca da bu saatleri tercih ediyorum. Dün daldığımızda yaklaşık olarak 7 farklı tür balığı görme şansım oldu. Bunların içerisinde benim en çok hoşuma giden Karagöz balığıydı. Ben bilmiyordum bunları, Karagözler diye bir grup varmış. Karagöz balığı. Mırmır yine kumul alanlarda görebildiğimiz bir tür. Onun dışında Isparoz vardı. Açıklıklarda deniz çayırı denilen bitki grupları var. Buralarda takılan küçük küçük balıklar vardı. Tek siyah benekli, Isparoz denilen bir tür. Onun dışında kıyıda yine kayabalıkları vardı. Bunlarda bilmiyordum mesela, oldukça farklı türleri varmış birbirine benzeyen. Onları görme şansım oldu.

Tabi bitkiler. Bitkiler ve benim hiç tanımadığım bazı deniz canlıları vardı. Onların bir kaçını ayırt etmeye çalıştım ama çok zordu. Tabi bu canlıların hepsini, bir şekilde tanımlayabiliyorsunuz. Basit canlılar anladığım kadarıyla, deniz kıyısında dalış yapan ya da yüzen herkesin aslında gözlükle rahatlıkla görebileceği canlılar belki de. Tabi bunların fotoğraflarını çekme şansım olmadı. Ekipmanlarımız henüz o kadar gelişmiş değil. Kendim için de bir hatıra alamıyorum. O da ayrı bir olay. Sualtı fotoğrafçılığı falan, apayrı bir mecra. Belki ilerleyen vakitlerde ekipmanlarımız olur, imkanlarımız olur, onlar üzerine de çalışırız.

Onun dışında, bu alan tabi sadece, buraya balıklar için geldik ama sadece onlara bakmıyoruz. Kuşçu olunca insan etrafa da bakıyor, örneğin şuan tepemden bir Gümüş Martı geçiyor.  Şu arkamda gördüğünüz ada parçası, kara parçası güzel bir alan aslında. Üzerinde yerleşim yokmuş, sordum soruşturdum. Öyle olunca da gümüş martıların ürediği bir koloni haline gelmiş orası. Zaten etrafta fazlasıyla genç Gümüş Martıları görebiliyorsunuz, uçmaya başlamışlar yeni yeni, sağda solda dolanıyorlar.

Onun dışında birkaç tane şüphelendiğimiz oldu ama çok uzakta  ve dürbün yakında olmadığı için de göremedim, Ada Martısı olma ihtimali vardı. Bir bireyde şüphelendim ama emin değilim, bilemiyorum. Ama Akdeniz Martılarını alanda görme şansımız oldu.

Serçeler geçti galiba arkadan. O da çok ilginç aslında, bu tür plajlarda, kumullarda niyeyse en fazla takılan serçeler var. Mesela arkamda zıplıyor. Serçeler buraya ayak uydurmuşlar, uyum sağlamışlar. Ve ciddi ciddi geziniyorlar.

Onun dışında birkaç tane kırlangıç türü, Kum Kırlangıcı, Kır Kırlangıcı duyabildim. Ama dediğim gibi birazcık habitat farklılığından olsa gerek, kuş türleri öyle yoğun değil.

Ama gelgelelim, bu tür yerler, denizkuşları için çok önemli alanlar. Nedir denizkuşları? İşte martılar var bunu içerisinde, yelkovanlar var bunun içerisinde. Ki Ege’de olduğumuz için Boz Yelkovan gibi bir tür de bu alanda yaşıyor. Akdeniz’i kullanıyor. Ama maalesef bu hayvanlara karşı da ciddi bir tehdit durumundayız. Yine insanların yaptığı pislikler. Şuan bile bulunduğumuz plaj o kadar pis ki, hani burası bakımlı bir plaj, temiz bir plaj, sözde.

Ona rağmen çok fazla insan atığı var. En basitinden, çektim şuradan dibimden bir tane, insanların mağazadan aldıkları etiketlerin plastiği, hiçbir şey yapmadım, uzağa gitmedim.

Sağıma soluma bakayım.

Sigara izmariti, yani çok uzak değil.

Ve insanlardan kaynaklı tehditler bunlar. Sıkıntısı ne peki?

Aynı durumu sadece plajlarda değil, denizde de görebiliyorsunuz. Dün daldığımızda, nispeten daha az ama, ciddi anlamda katı plastik atıklar görüyorsunuz. Bunlar büyük boyutlarda olabiliyor, poşetinden, plastik bardağına kadar. Hakikaten söylerlerdi inanmazdım, çok küçük plastik parçalarına kadar var. Yüzüyorsunuz hemen önünüzde mavi bir şey beliriyor, sağa sola yüzüyor. Onlar bile var içerisinde, ve bunu görebiliyorum.

Bunun sıkıntısı ne peki?

Denize bağlı olarak yaşayan bütün canlıların aslında temel sorunu haline geliyor bu durum. Deniz kuşlarını ben çok iyi tanıdığım için, onları araştırdığım için biliyorum ki; deniz kuşları denize bağımlı yaşayan hayvanlar ve yavrularını besleme dönemlerinde, kendilerinin beslenmesi süreçlerinde denizdekileri yiyorlar yani. Denizde ne bulurlarsa onu yiyorlar. Sonucunda ne oluyor?

Sonucunda şu oluyor; neredeyse bütün adalarda,  okyanus adalarında yaşayan deniz kuşları bu tehdit yüzünden tükenme tehlikesiyle karşı karşıya. Albatroslar örneğin, güney yarımkürede yaşamını sürdüren bir kuş grubu. Okyanus’a bağlı yaşayan bir canlı. Ve çok ciddi anlamda, bu hayvanlar bu atıklarla beslendikleri için popülasyon düşüşü yaşıyorlar. Bununla ilgili belgeseller var, filmler var izleyin mutlaka.

İnsan gördükçe ne kadar hata yaptığını fark ediyor. Sıkıntı tabi burada, insanların bu hatayı yaptığını fark etmemesi. Yani hiçbirimiz büyük ihtimalle, bir plastiği çöpe attığımızda yada sigara izmaritini yere attığımızda bunun bir kuşu öldürebileceğini düşünmüyoruz kasti olarak. Ama gelgelelim böyle sonuçlara mal oluyor. Ve ne diyeyim yani, çok ciddi anlamda bir kirlilik ve sorun yaratıyoruz.

Çözümleri çok basit bu arada, bunlar böyle büyük büyük nasıl yapacağız, nasıl çözeceğiz denilen şeyler değil. Her bir bireyden başlayan çözüm süreci var. İnsanlar atıklarını dönüştürmeye başladıkları andan itibaren, plajlara, denizlere, yerlere çöp atmamaya başladıkları andan itibaren bu iş çözülmeye başlayacak zaten. Sadece biraz daha bireysel çaba gerektiriyor ama maalesef o da bizde yok.

Öyle yani. Güzel girdim konuya nasıl böyle kötü bir ana geldik bilmiyorum.

Ya ben de sürekli kötülüğü çağıran bir şey var, Pollyannacılık yapamıyorum.

Yada gerçekten kötülük, tehditler, sorunlar her tarafta yaygın olarak devam ediyor.

Şimdilik bu kadar olsun. Dediğim gibi ekipmanlar yanımızda, son sabahım bu kıyıda. Sonrasında iş başı, işe dönüş, bizi bekleyen diğer çalışmalara döneceğiz.

Ama bugünü de, son hakkımızı değerlendirip bugün neler görebiliriz bakmaya çalışacağım.

Umarım siz de bir fırsatını bulursunuz ve basit bir şnorkel takımıyla başladığınız bir doğa-deniz gözleminizde güzel şeyler görürsünüz.

Kendinize iyi bakın şimdilik.

Dediğim gibi Ege’den, İzmir’den bol selamlar.

Hoşça kalın.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s