Ankara’da Sürpriz (Dikkuyruk Ailesi – VLOG)

Güzel bir Ankara sabahından herkese selamlar. Ankara Gölbaşı’ndayım, Mogan Gölünde. Öğleden sonra yapacağımız bir arazi çalışması için, biraz erken gelme fırsatım oldu. Öyle olunca da, tabi sağa sola göz atmak istedim.

Şuan da bulunduğum nokta, önceki zamanlarda da ziyaret ettiğim bir nokta. Her geldiğimde, çoğunlukla diyeyim, bana sürprizler çıkaran bir nokta. Bu sefer de öyle oldu. Son zamanların nerdeyse en keyifli anlarından birini yaşadım az önce. Karşımda gördüğünüz şu küçük alan içerisinde, gölün uzantısında az önce, şuan hala ordalar ama biraz aralara girdiler diyelim. Bir Dikkuyruk ailesi gördüm.

Dikkuyruk fotoğrafını şöylece koyuyorum, Türkiye’de üreyen ve kışlayan da bir tür. Kışlama alanı özellikle Burdur Gölü. Yüksek sayılarda kışlıyor, Sultansazlığı ve Mogan Gölü gibi alanlarda bu türün ürediği alanlardan. Ama daha öncesinde ben böyle bir sahneye denk gelmemiştim. Dikkuyruk’u  görme fırsatım oldu ki onda bu mesafeden görme fırsatım olmamıştı. Bugün böyle tam üst üste diyelim, sürprizler olan bir an. Önce yetişkin bir erkek birey gördüm, bu fotoğrafta da gördüğünüz şekilsiz ve masmavi parlak gagasıyla ve beyaz kafasıyla gördüm.

Baktığımız zaman, taradığınız zaman alanı hemen kendini belli ediyor. Hemen bir bakayım neymiş falan derken, çok geçmedi birkaç dakika sonra da ailenin geri kalanını gördüm. 6 tane yavru birey, bir tane dişi birey. Bir tane daha erkek sonrasında gördüm. Toplamda kaç etti, 3 tane yetişkin birey, 6 tane de yavru, 9 tane dikkuyruk görme şansım oldu. Çok eğlenceli ve keyifli bir andı.

Dediğim gibi hala ordalar ama biraz daha otların arasına girdiler, gün de ısınmaya başladı hava. Şuan saatler 11’e yaklaşıyor. Hava sıcaklığı da 30 derece nerdeyse. Onlar da biraz sazların arasına girmeye başladılar. Çok yakından göremiyorum. Uzaklaştılar diyebilirim. Ama oldukça keyifli bir andı. Dikkuyruk görmek neden önemli neden güzel? Çünkü bu tür maalesef tehdit altında, Türkiye’de ve Avrupa çapında tehdit altında. Ve üreme alanları artık yok edildi diyebiliriz. Birkaç dediğim gibi sayılı noktalarda ürüyor, o açıdan benim gördüğüm bu sahne de öyle bir öneme de sahipti. Tehdit altında olması ve sayılarının giderek azalıyor olması, üzücü. Ama Ankara’nın dibinde, yani yaklaşık 20 dakikalık bir sürüş mesafesinde buraya gelebiliyor olmak. Buraya geldiğinizde böyle bir türle karşılaşabiliyor olmak, bence çok keyifli ve önemli bir değer o açıdan.

Şimdi bir vaktim var. Kendilerini gösterirler mi bilmiyorum ama olabildiğince, şöyle teleskopumu kurdum, boyalarımı falan da getirdim yanımda, çizim yapmaya çalışacağım elimden geldiğince. Belki hani çıkarlar birkaç yerden, kendilerini gösterirler. Çizerim falan Dikkuyrukları. Ek yaparsam eğer bu videonun sonuna ekleyeceğim.

Bu arada sadece Dikkuyruk değil, alan geldiğim dakikadan beri bana güzellikler sunuyor. Küçük Balaban örneğin. Bu alanda hiç görmediğim bir türdü. Uçarken gördüm, çok keyifli ve eğlenceli bir sahneydi. Bir şey daha var, ki o da 8.videodaydı hatırladığım kadarıyla, barış güvercinle, beyaz güvercinle alakalı olan videoda bahsetmiştim. Elmabaş Patka isimli bir tür. Elmabaş Patka da Dikkuyruk gibi tehlike altında olan bir tür. Hassas kategorisinde değerlendiriyor. Maalesef, Elmabaş Patka, o videoda da bahsettiğim gibi Merkez Av Komisyonu tarafından avlanma listesinde yer alan bir tür. Bir birey, bir erkek birey ve iki tane de dişi birey vardı. Sanırım yavruları da var ama tam olarak kestiremedim, göremedim. Hangileri olduğunu. Çoğunlukla Macar Ördek yavruları var çünkü.

Alanda görüyor olmak Elmabaş Patka’yı benim açımdan ayrı bir keyifli ve eğlenceli bir andı. Maalesef hani, bu noktaya da geldik. Bir şeyleri yani, Bir Dikkuyruğu, bir Elmabaş Patka’yı görebiliyor olmak mutluluk veriyor. Normalde biz bu türleri, her alan, yani önceki zamanlarda ürediği tüm alanlarda yüksek sayılarda görebilme imkânımız varken, artık bu hayvanları sınırlı sayılarda, işte bir birey iki birey, Dikkuyruk büyük bir sayı yani, 9 tane birey görüyoruz, 6 yavru, 3 yetişkin falan. Bunlar hani böyle çok aa nasıl olur falan gibi durumlar. O noktaya gelmiş olmamız üzücü, çok üzücü. Dilerim hani, bu konuda bir gelişme, değişme olur ve hani biz bu türleri, bu canlıları daha normal karşılaşamaya başlarız gördüğümüz zaman. Çok umudum yok açıkcası ama en azından dileyelim, biz umutlu olalım. Güzel şeyler dileyelim, olması için de elimizden geleni yapalım.

Hava sıcak olmaya başladı, araba da sıkışmaya başladı, ben de yorulmaya başladım. Biraz şimdi dediğim gibi Dikkuyruğu güzel güzel çizmeye çalıştıktan sonra, biraz dinlenme ve öğleden sonraki araziye hazırlanma vakti gelecek. Şimdilik Ankara’dan Gölbaşından, Mogan Gölünden bu kadar. Kendinize iyi bakınız, hoş çakalınız.

Son videoyaysa ek olsun bu, çizim yapabilecek miyim diye bakmıştım. Yaptım. Güzel de oldu. Çizimlerle ilgili değil de, çizim yapıyor olmak güzel. Şunu fark ettim ki biraz paslaşmışım çünkü son iki üç aydır neredeyse, arazi de çizim yapmaktansa evde illüstrasyon yapıyorum daha çok. Özellikle bu Avrupa Üreye Kuş Atlası için çizimlerim var yapmam gereken. Onlara odaklanınca, orda da biraz daha fotoğraf ve video bazlı çalışınca, insan biraz hamlıyor. Arazide çizim yapmanın tadı bambaşka tabi. Şöyle göstereyim genel olarak. Şurada boyalarım var. Şöyle bir Elmabaş Patka var kısaca hemen çabucak çizebildim ve Dikkuyruklarımız. Onlar da. Bir tanesi kendini gösterdi. O da dinleniyordu açıkcası. Çok da öyle uzun uzun bakma şansım olmadı. Ki zaten, anlamadığım şey aslında ördekler özellikle… Arkamda saksağanlar beni taciz ediyor. Onlarla mı konuşuyorlar sanıyorlar acaba. Uvvv, bir tane Alaca Balıkçıl gidiyor.. Gidiyor, görüyor musunuz?

Dediğim gibi çizim konusunda da, ne kadar çok pratik yaparsanız, o kadar aslında kendinizi geliştiriyorsunuz ve çizim yapmak zaten başlı başına beni mutlu eden, huzur veren bir şey. Bu konu üzerine apayrı bir hikaye yapmayı düşünüyorum. Bunu da videoya eklemiş olduk böylece.

Ne diyelim, çok güzel. Doğada olmak çok ya. Gerçekten. Kuşlarla birlikte olmak, doğada olup kuşları da biliyor olmak ve onları anlamak, aslında doğa gözleminizin kalitesini de arttırıyor ve bulunduğunuz andan zevk almaya başlıyorsunuz. Daha fazla zevk alıyorsunuz, daha fazla anlıyorsunuz. Anladıkça daha fazla sorguluyorsunuz, sorguladıkça da öğreniyorsunuz.

Şu saksağanı göstereyim de, baya uğraştı hayvanlar. Ne dertleri varmış bakalım. Bir şeylerle uğraşıyorlar ama anlamış değilim. Benden rahatsız olmuş olamazlar herhalde diye umuyorum. Yok, benle dertleri yok gibi, birbiriyle dertleri var gibi daha çok.

Çok eğlenceliler ya. Kendinize iyi bakın, hoşça kalın.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s