Koko Öldü

Elimde gördüğünüz bu dergi, tahmin edebileceğiniz gibi bir National Geographic sayısı. 1985 yılının Haziran ayına ait. 2003 yılında elime geçtiğinde, Eskişehir’de bir sahafın tozlu rafları arasında unutulmuştu. Henüz 10 yaşındaydım. Hayatıma ışık tutmuş çok değerli bir insan sayesinde okumayı araştırmayı öğrenmiş,dünyadan haberdar olmaya başlamıştım.

Tabi o günlerde bu derginin benim için bu kadar çok anlam ifade edebileceğini düşünmemiştim. Hem kapağındaki bu meşhur fotoğraftan, hem de içerisindeki hikayelerden bir haberdim. Dilini de anlamıyordum zaten, ama fotoğrafları çok ilgimi çekiyordu. Ben de bir makas alıp, tek tek hoşuma giden fotoğraflarını kesmiş, ufak bir fotoğraf albümü hazırlamıştım.

O fotoğraflar arasında bir tanesi vardı ki, bugün bu hikayeyi sizlere anlatmamı sağladı. Fotoğraf albümümü kaybettim ama aynı dergiyi geçtiğimiz yıl, başka bir sahafta yine buldum. Ve hikayemizin kahramanının fotoğrafına da bir kez daha ulaştım.

Gelin şimdilik bu meşhur kapak fotoğrafını bir kenara bırakalım, ve arka sayfalara doğru göz atalım. Tanıdınız mı? 2000’den fazla İngilizce kelimeyi anlayabilen, 1000 tanesini ise işaret diliyle konuşabilen bir goril. Adı, Koko.

Koko, 19 Haziran günü uyanmamak üzere bir uykuya daldı. 46 yaşındaydı.

Geride ise insanlar ve hayvanlar arasında iletişimin mümkün olduğunu gösteren yüzbinlerce anı bıraktı.

Koko, aslında soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan ve Afrika’nın Batı kıyısında yaşamını sürdüren bir “Batı Ova Gorili”. Fakat kendisi, Amerika Birleşik Devleri’ndeki San Francisco Hayvanat Bahçesinde dünyaya gelmiş ve hayatının büyük bir kısmını California’nın Santa Cruz dağlarındaki bir merkezde geçirmiş. Sayısız bilimsel araştırmaya konu olmuş, belgesellerde ve dergilerde yer almış. Öyle ki National Geographic dergisinin kapağında, iki kez yer alan tek hayvan. 1978 yılının Ekim sayısı ve 1985 yılının Ocak sayısı.

Koko’yu özel kılan ve dünya çapında tanınmasını sağlayan iki şey var. İlki küçük yaşlardan itibarenöğrenmeye başladığıişaret dili, diğeriyse yavru kedilere karşı olan sevgisi.

Henüz 1 yaşındayken, araştırmacı Penny Patterson ile tanışan Koko, Patterson’ın akademik çalışmaları kapsamında işaret dilini öğrenmeye başlıyor. İnsan olmayan primatlara oranla hızlı bir gelişme gösteriyor. 19 yaşına geldiğinde aynada kendi görüntüsünü tanıyor, kişisel anılarını anlatıyor. Kelimeleri birleştirerek yeni kelimeler dahi elde ediyor. Örneğin yüzük kelimesini ifade etmek için parmak ve kolye kelimelerini kullanıyor. Parmaktaki kolye!

Yok artık diyebilirsiniz ama Koko bununla da kalmıyor ve diğer gorillerin işaret dili öğrenme çabalarını gözlemliyorve bunun üzerine yorumlarda bulunuyor. Üstüne üstlük yaptığı sohbetlerde şakalar ve espriler bile yapıyor.

Diğer dikkat çekici nokta ise, Koko’nun yavru kedilere karşı olan ilgisi. Dişi bir goril olan Koko, 1983 yılında bir kedi istediğini anlatıyor. Çünkü Patterson ile birlikte okudukları bir kitaptayavru kedilerin hikayesiyle karşılaşıyor ve çok etkileniyor. Peluş bir kedi veriyorlar Koko’ya. Bir süre oynadıktan sonra, kedinin cansız olduğunu anlıyor ve bırakıyor, “üzgün” olduğunu işaret ediyor.

1984 yılında ise bu kez canlı bir kedi seçmesine izin veriyorlar. Terk edilmiş yavru kediler arasından gri renkli birini seçen Koko, “All Ball” ismini veriyor ona, ufak bir top gibi olduğunu düşünerek. Tam bir anne şevkatiyle de kediyle ilgileniyor. Yaklaşık 6 ay sonra “All Ball” merkezden kaçıyorve bir araba kazasında ölüyor. Patterson, Koko’ya durumu anlatıyor. Koko’nun tepkisiyse pek bir üzücü..

Bir süre sonra, Koko’ya iki yeni yavru kedi seçmesi için izin veriliyor. Ruj anlamına gelen “Lipstick” ve duman anlamında “Smoky” isimlerini veriyor bu kedilere. Neden bu isimleri verdiğini sorduklarında ise sarı olanın dudaklarındaki rengi , gri olanın ise dumana benzediğini işaret ediyor.

Koko aramızdan ayrıldı belki ama ortaya koyduğu beceriler ve paylaştığı duygular insanlık için çok değerli şeyler ifade ediyor. Hayvanlarla iletişimde ne kadar ileri gidebileceğimizin bir kanıtı niteliğini taşıyor aslında.

Bilimsel araştırmalar sonucunda insanların çeşitli canlılar ile karşılıklı bir iletişim kurabildiği ortaya konulmuş durumda. Yani insanlar tarafından gönderilen bir mesaj, karşılığında bir geri dönüt almış. Tabi bu iletişimi, bir soru sordum bak gördün mü cevap Verdi gibi düşünmeyin.

Koko’nun yaptığına benzer işaret diliyle kurulan karmaşık bir iletişimden, çok basit mesajlar ve geri dönütler içeren bir etkileşime kadar geniş bir iletişimden bahsediyorum. İlla ki bir ses çıkarması veya el işareti yapması gerekmiyor. Yansıtılan yüz ifadeleri, mutluluk, heyecan, öfke, üzüntü gibi duyguları da geri dönüt olarak kabul ediyoruz.

Bilindiği kadarıyla 29’u memeli ve 30’u kuş olmak üzere 59 farklı tür ile iletişim kurabiliyoruz. Memeli türleri içerisinde kediler ve köpekler gibi evcil dostlarımız da var, Koko gibi primat akrabalarımız da.

Örneğin kedi ve köpeklerle kurduğumuz iletişimi düşünelim. Verdiğimiz basit komutlara karşı, tepki alabiliyoruz yada vücut dilimizle yansıttığımız duyguların onlar tarafından anlandığını görebiliyoruz. Ya da bizler, onların miyavlamaları veya havlamalarının ne ifade ettiğini anlayabiliyoruz. Öfkeli, üzgün yada mutlu olduklarını davranışlarından sezinleyebiliyoruz.

Primatlarla olan iletişimimiz ise biraz daha derin. Aynı Koka’da olduğu gibi, işaret diliyle yada resimler, sesler ve şekiller aracılığıyla iletişim kurabiliyoruz. Daha karmaşık konular hakkında karşılıklı paylaşımda bulunabiliyoruz. Şempanzeler, Bonobolar, Goriller ve Orangutanlar, bilimsel araştırmalarda yer alan ve iletişim kurabildiğimiz primatlardan.

Bunların dışında kahverengi sıçan ve şişe burunlu yunus gibi memelilerle de iletişim kurulabilmiş, hatta şişe burunlu yunusların insan sesine benzer sesler çıkarabildikleri, aynada kendi görüntülerini tanıyabildikleri kanıtlanmış.

İşin memeli tarafı böyleyken, kuşlar tarafı ise biraz daha karmaşık.

Aynı kedi ve köpeklerin duygularını anlayabildiğimiz gibi, kuşların çıkardıkları seslerden,  ifade ettikleri duyguları ve anlamlarını öğrenebiliyoruz. Kuşlardatehdit, kur yapma,açlık gibi durumlarda kullanılan en az 6 farklı sesin olduğunu biliyoruz.

Örneğin, erkek bir Karabaşlı Çinte’yi düşünelim. İlkbaharda duyduğumuz bu güzel sesin taşıdığı bir anlam var. Hanımlar,ben geldim, çiftleşmeye hazırım diyor. Dişi ile arasında karşılıklı bir etkileşim sağlıyor ama bizim için hala tek yönlü bir iletişim durumunda.

Benzer şekilde bir Alakarga. Alanına giren bir tehdide karşı avazı çıktığınca bağırıyor ve tehdidi uzaklaştırmaya çabalıyor. Bu seferki tehdit onun için bir Alaca Baykuş. Ama bizler için yine tek yönlü bir iletişim

Karşılıklı iletişim kurabildiğimiz kuş türleri ise çoğunlukla papağan türleri. Papağanlar sesleri çok iyi taklit edebilen kuşlardan. Yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda, Jako türündeki bir papağanın 100 kelime öğrendiği ve renkler, şekiller, sayılar ve boyut gibi konularda sorulan sorulara büyük bir oranda doğru cevap verdiği ortaya çıkmış. Öyle ki kendisinin ne renk olduğunu bile sormuş!

Tabi tüm bu anlattığım iletişim çabaları, Koko’nun hikayesi, papağanlarla konuşmak falan hepsi laboratuar ortamlarında yada esaret altında gerçekleşen çalışmaların sonuçları.  Doğal ortamlarında işaret diliyle konuşan goriller görmüyoruz yada İngilizce kelimeler kullanan papağanları. İletişim kurma çabası, hala biz insanların bir zorlaması.

Ama öyle bir örnek var ki, böyle bir iletişimin doğada da mümkün olduğunu gösteriyor bizlere. Hiçbir zorlama olmadan, hayvanları alıkoymadan, kendiliğinden ortaya çıkmış bir iletişim.

Mozambik’teki Niassa Ulusal Tabiatı Koruma Alanı’nda gerçekleşen bu olayda, yerliler “Greater Honeyguide” yani “Büyük Balrehberi” adı verilen bir kuş türüyle karşılıklı fayda üzerine bir iletişim kuruyorlar.Yabani arı kovanlarını arayan yerliler, bu kuşun ötüşü sayesinde kovanların yerlerini tespit ediyorlar; geri de kalan içi boş kovanlarsa bu kuşlar tarafından yeniliyor.

Diyebilirsiniz ki ne var bunda, bunun gibi onlarca örnek vardır doğada ama bu durum biraz farklı. Yerliler kovanları aramaya çıktıklarında, Büyük balrehberi kuşu, bir yandan ötüyor bir yandan da kovanın olduğu yöne doğru ağaçtan ağaça uçuyor. Karşılığında ise yerliler ,sadece takip etmekle kalmıyor, kuşu takip etmek istediklerini ifade eden şu tuhaf sesi çıkarıyorlar

Yapılan çalışmaya göre, kuşun sadece bu sese tepki verdiği ve arıkovanının yerini gösterdiği tespit edilmiş. Çalışma boyunca farklı sesler de kullanılmış ama brrr-hmmm gibi bir etki yaratmamış. Büyük balrehberi kuşunun yardımı olmadan yapılan bal kovanı arayışlarında, başarı ciddi oranda düşmüş.

Dahası da var! İşin en ilginç kısmı, Büyük Balrehberi kuşlarının, tıpkı Guguk kuşları gibi yuva paraziti olmaları. Hatırlarsanız bu konudan bahsetmiştik. Guguk kuşları kendi yuvalarını kurup, yavrularını büyütmektense,  başka kuşların yuvalarına yumurtalarını bırakıyorlardı. Büyük Balrehberi kuşları da  aynı davranışı gösteriyorlar. Yavrular, başka bir tür tarafından büyütülüyor. Bu da demektir ki, yavrular insanlarla kurdukları bu iletişimi ebeveynlerinden öğrenmiyorlar. Tamamiyle, kendi deneyimlerinin bir sonucu. Hiçbir şekilde eğitilmemiş yada tutsak edilmemiş bir canlının, bir insanla karşılıklı iletişim kurabileceğinin en net kanıtı.

Hayvanlarla iletişim çabalarımız beni oldukça etkiliyor ama biz insanlar ve diğer canlılar arasındaki böylesi hikayeler, birer efsane haline dönüşmeye başladı. Nasıl dönüşmesin ki zaten? Kendi türündeki bireylerle bile iletişim kurmayı beceremeyen insanlık, nasıl olacak da çevresinde var olan diğer canlılarla barışçıl bir iletişim kurabilecek?

Kendinden başka hiçbir şeyi düşünmeyen bir birey, sevgiyi ve iyiliği diğer tüm güzel şeylerle birlikte mezara gömmüş bir toplum ne anlam ifade eder ki?

Yahu, evinin önündeki asırlık ağacı, yaprak döküyor diye kesen bir zihniyet var bu dünyada. Spor amaçlı kuş avlayan, sokakta arabasıyla kedi ezen,yavru bir köpeğin bacaklarını kesip ölüme terk eden insanlar yaşıyor bu gezegende.

Kocaman cüssesi ve yufka gibi yüreğiyle sevgili Koko’nun dediği gibi; üzgünüm.

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s