Kutsal Kitaplardaki Kuşlar

Oku!

Bu üç harfli ilk mesajın, İslam dininin peygamberi Muhammed’e gönderilmesinin üzerinden tamı tamına 1408 yıl geçti. Dünyanın dört bir köşesindeki milyarlarca müslümanın rehber kitabı Kur-an, herşeyden önce okumayı emrediyordu. Çünkü doğa, insan ilişkileri, yaratılış gibi birbiriyle ilişkili onlarca konu üzerine, binlerce öğüt, hikaye ve emirler barındıran bir kutsal kitap, ancak okunarak anlanabilir; anlandıkça anlamlandırılabilirdi.

Dünya nüfusunun yaklaşık %54’ü, kendini 3 semavi dinden birine mensup olarak tanımlıyor. Yani İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik. Bugün sizlerle, bu 3 semavi dinin, 3 kutsal kitabı Kur’an, İncil ve Tevrat içerisinde, kuşların konu olduğu bölümleri inceleyecek, yüklenen anlamları ve hikayeleri açıklamaya çalışacağım.

Baştan hatırlatayım; bir din alimi değilim, kutsal kitaplar hakkında derin bilgi hazinem de yok. Tek bildiğim, okuyabildiğim.

İnançlar söz konusu olduğunda, doğa unsurlarının da bir şekilde öğretilerde, kıssalarda yer edindiğini görüyoruz. Sadece incelemesini yapacağımız 3 kutsal kitap içerisinde değil, Budizm, Hinduizm gibi diğer inançlar da, kuşlara öğretilerinde yer veriyor. Hem bilinen doğal formlarıyla, hem de olağanüstü özellikleri ve şekilleriyle, inanç öğretilerinde kuşlar önemli yer tutuyorlar.

Kutsal kitaplarda yer alan kuş konulu bölümleri incelediğimizde ise, birbirleriyle benzer özellikler görüyoruz. Özellikle daha eski tarihli olaylarda geçen kuşlar, hemen hemen tüm kutsal kitaplarda benzer şekilde anlatılıyor.

Tarihsel olarak sondan başa doğru bir yol izleyelim ve ilk olarak İslam dininin kutsal kitabı Kur’an’da bahsi geçen kuşları inceleyelim.

Birçoğumuz, kutsal kitaplarda bahsi geçen kuşlar hakkında, kulaktan dolma bilgilere sahibiz. Yaşadığımız coğrafya’ya bağlı olarak da haliyle Kur’an’daki kuşlarla ilgili bilgiler duyuyoruz. Peki ne kadarı, kutsal kitaplarda yazanlarla örtüşüyor?

Kur’an içerisinde, kuşların yer aldığı toplam 19 ayet bulunuyor. Birçok ayette, özel bir kuş ismi söylenmeden, sadece “kuş” olarak tanımlanıyor. Örneğin Nahl Suresi, 79. Ayet’te, “Gökyüzünde Allah’ın emrine boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı?” deniyor. Bir diğer ayette ise “Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle, sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin?” (Nur Suresi, 41.Ayet) diye soruluyor.

Birçoğumuzun bir şekilde duymuş olduğu ve nispeten tür isimlerinin de telaffuz edildiği 2 bölüm var Kur’an’da. Bunları ilki ve en dikkat çekeni; Hüdhüd olarak adlandırılan, günümüzde İbibik, Çavuşkuşu gibi isimleri kullandığımız bir kuş.

Süleyman Peygamberin hükümdarlığından, kuş dilini bildiğinden ve kuşlara hükmedebildiğinden bahsedilen Neml Suresi’nde; Süleyman ile Hüdhüd kuşu arasında bir takım diyaloglar geçiyor. Süleyman peygamberin ordusunun, Karınca Vadisinden geçtiği bir vakitte; peygamber ve habercisi hüdhüd arasındaki konuşmalar, ilgili ayetlerde şöyle aktarılmış;

“Süleyman kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?” / “Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım, ya da kafasını keseceğim.” / Derken Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve (Süleyman’a) şöyle dedi: “Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe’den sana sağlam bir haber getirdim.”

Bahsi geçen Hüdhüd kuşu yani İbibik, gerçeküstü bir kuş değil. Kanlı canlı ve doğada rahatlıkla gözlemlenebilen bir kuş. Dünya üzerinde sadece 2 türü bulunuyor. Bunlar; sadece Madagaskar adasında yaşayan Madagaskar İbibiği ve Türkiye’de de gözlemlenebilen İbibik. Her yıl kışlama alanı olan Afrika’dan, Kuzey’deki üreme alanlarına geliyor. Renkleri, vücut yapısı ve sesiyle kolayca tanınabilen bir kuş.

Kur’an da bahsi geçen ve yine bir çoğumuzun duymuş olabileceği diğer kuş ise ebabil. Ayaklarında taşıdığı taşlarla, koca bir kavmi helak ettiği hikayeyi hemen hemen hepimiz biliyoruz. Fil Suresinde ise şöyle açıklanmış;

Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi? / Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? /  Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları haline getirdi. /

Kur’an’ın yazıldığı orjinal dilinde, sürü sürü kuşlar yerine “ebâbîl” kelimesi kullanılmış. Bölük bölük, küme küme, farklı yönlerden gelip toplanan kuşlar anlamını taşıyor.

Birçoğumuz bu “sürü sürü kuşları”, ebabil kuşu olarak kabul ediyoruz. Ama bu ayet üzerine çeşitli tartışmalar varmış meğer. Farklı dönemlerde farklı din alimleri, “ebabil” olarak geçen bu canlının ne olduğunu açıklamaya çalışmışlar. Çeşitli rivayetlerde, bu kuşların kırlangıca benzetildiği ve sadece Fil vakasında ortaya çıktığı söyleniyor. Başka rivayetlerde ise hortumlu, pençeli, siyah, beyaz ve yeşil renklerde olduklarına dair ifadeler var. Şu kuşlardan biri de olabilir yani değil mi? Bu kuşlar da, en az ebabiller kadar rahatlıkla görülebilen kuşlardan. Neden olmasın?

Tartışmalarla ilgili benim en çok dikkatimi çeken nokta ise, aslında böyle bir kuşun hiç olmadığı yönündeki düşünce.  Bilinen tek şey, taş taşıyan sürü sürü kuşlar ve helak olmuş bir kavim.

Bu dönem ile ilgili rivayetlerde, “Arap topraklarında çiçek ve kızamık hastalıkları ilk defa o yıl görüldü” şeklinde ifadeler yer alıyor.  Durum böyle olunca da, positivist alimlerin farklı bir yaklaşımı var konuya; sürü sürü kuşlar’dan aslında kastedilenin sinek, sivrisinek gibi canlılar olduğu, attıkları taşların da vücutlarında taşıdıkları mikrop olduğu. Böylece tüm kavim çiçek salgınına maruz kalıp, yok olmuş olabilir.

Netliği olmayan, yorumlanmaya açık bir konu.

Kur’an’aki durum böyleyken, Hristiyanlığın kutsal kitabı İncil’de geçen kuşlar ise bizi bambaşka bir noktaya götürüyor. Kur’an’ın aksine, İncil içerisinde onlarca tür kuşun, tür isimlerine kadar telaffuz edildiğini görüyoruz.

Üveyik, Kızıl Çaylak, Leylek, Devekuşu, Kuzgun, Bıldırcın, Kırlangıç, Pelikan, Kukumav, Karabatak, Kuğu, Guguk ve Çobaldatan bunlardan birkaçı.

İncil’de yer alan bölümlerde, kuşların bir hikayenin ana karakteri olarak anlatılmadığını görüyoruz. Çoğunlukla türe ait özelliklerinin anlatıldığı bölümler yer alıyor. Örneğin, kartalların ne kadar keskin gözlere sahip olduğundan, leyleklerin vakti geldiğinde uzaklardan çıkıp geldiğinden, kırlangıçların yuvalarından bahsediliyor. Bunların dışında bir kumru yada güvercinin haberci olarak gönderildiği, hangi kuşların yenilip, yenilemeyeceği gibi konular anlatılıyor.

İncil’le ilgili yaptığım araştırmalar sırasında ben de şöyle bir duygu uyandı. Kutsal kitaplar içerisinde sanırım kolay ulaşılabilir kitapların başında geliyor. Üzerinde değişiklik yapılıp yapılmadığı tartışmaları bir yana, dünya üzerinde 5 milyardan fazla kopyasının oluşu düşüncemi destekliyor. Bu ulaşılabilirliği, daha çok okunan bir kitap olmasını sağlıyor diye düşünüyorum.

Düşünsenize, onlarca kuş isminin geçtiği bir kitabı küçük yaşlarda okumaya başlayan bir çocuğun, bu kuşlara karşı bir ilgisinin oluşması çok normal değil mi? Kuşlar üzerine yapılan çalışmaların, kuş gözlemciliğinin ve araştırmaların çoğunlukla Hristiyan toplumlarda yoğunlaşması bir tesadüf mü?

İnceleyeceğimiz son kutsal kitap ise Tevrat. Yahudiliğin kutsal kitabı Tevrat, kuşlar ve anlamları hakkında geniş bilgiler içeriyor.

Herşeyden önce hangi kuşların yenilip yenilemeyeceği konusunda, birçok kuş türü tanımlanmış. Bıldırcın ve benzeri kuşların besin amaçlı tüketilebileceği ama kartal, baykuş, akbaba gibi yırtıcı kuşların et tükettikleri için yenilemeyeceği ifade edilmiş. Pelikan, balıkçıl, martı, karatabatak gibi kuşların da balık tükettiklerinden bahsedilmiş ama yenilip yenilemeyeceği hakkında kesin bir ifade kullanılmamış.

Kumru ve güvercinler, kurban amaçlı kullanılabilecek kuşlar arasında sayılmış. Ama tavuklarla ilgili bir ifade yer almamış.

Bunların dışında bir Üveyik kanadında göğe yükselişten, dünyanın sonunun bir serçenin ötüşü kesildiği zaman geleceğinden bahsedilmiş.

Tevratla ilgili en dikkat çekici noktalar ise İbibik, baykuşlar, kuzgunlar ve akbabalar hakkında.

Kur’an’da da yer aldığı gibi, İbibik kuşunun Süleyman peygamberle olan hikayesi Tevrat’ta da yer alıyor. Süleyman peygamberin, İsrail Krallığı’nın hükümdarlığını yapmış olması ve İbibikle olan hikayesinden dolayı, günümüzde İbibik kuşu İsrail devletinin ulusal kuşu olarak kabul ediliyor.

Baykuşlar, kuzgunlar ve akbabalar ise Tevrat’ta kötü manalar taşıyorlar. Tevrat’ta bu kuşların, antik dönemde İsrail’in hısım devleti Edom’da yaşıyor olmalarından dolayı ölüm ve yıkımla özdeşleştirildikleri aktarılıyor.

Tüm bu anlattıklarımı düşününce, kuşların ne kadar da hayatımızın içinde olduğunu bir kez daha görüyorum. Öyle ki, inançlarımızda bile önemli yerler tutuyorlar, bizlere bir takım mesajlar, öğretiler sunuyorlar. Anlatılanların ne kadarını anlıyoruz, daha doğrusu anlamak için ne kadar çaba gösteriyoruz, bilmiyorum ama doğanın ve inançların birbirinden ayrılmaz unsurlar olduğundan eminim. Anlamak, okumak ve  sorgulamakla başlıyor.

Mutlu bayramlar!

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s