Yeni bir kuş türü keşfedildi!

 

Bazı zamanlar internette dolanırken karşıma inanılmaz kuş fotoğrafları çıkıyor. O kadar inanılmazlar ki ilk başlarda tamamiyle reddediyordum. Yok artık diyordum, böyle bir kuş olamaz, kesinlikle photoshoplanmış fotoğraflar bunlar, hayal ürünü şeyler. Çünkü öylesine renkli, öylesine baş döndürücü kuşlar ki ancak bir çizgi film karakteri falan olabilir diyordum.

Sonra sonra farketmeye başladım ki, kocaman bir yanılgı içerisindeymişim. O mümkün olamaz dediğim kuşlar aslında henüz farkında olmadığım binlerce kuş türünün görünen ufak bir yüzüymüş.

Açıkcası yaşadığımız gezegen, beni her an hayrete düşürüyor. Yapılan araştırmalarda dünya üzerinde yaklaşık olarak 8.7 milyon farklı tür canlının yaşadığı düşünülüyor.  Ve bu canlılar içerisinde sadece 1.2 milyon türü keşfedilmişiz, yani ne olduğu bulup sınıflandırmış ve  isimlendirmişiz. Geri kalan milyonlarcasını keşfetmek için de en az 1000 yıla daha ihtiyacımız olduğu düşünülüyor.

Hayal edebiliyor musunuz? 8.7 milyon farklı tür canlı!

Ben pek hayal edemiyorum. Ama görselleşmiş hali gözlerimin önüne gelince de, tamam diyorum inandım.

Bu konu da da şüphesiz en başarılı işleri Birleşik Krallık yayın kuruluşu BBC yapıyor. Hayallerimizde bile canlandıramadığımız o canlıları, çektiği inanılmaz belgesel serileriyle gözlerimizin önüne seriyor. Hem de bunu yaparken, eski belgesellerdeki o monoton şeylerle değil de, oturduğunuz yerde sizi heyecanlandıran görüntülerle gerçekleştiriyor.

Aramızda hala izlememiş olanlar varsa 7’şer bölümden oluşan Afrika, Mavi Gezegen (Blue Planet), Yeryüzü (Planet Earth), Av (The Hunt) ve Kuş Bakışı Dünya (Earthflight) belgeselleri kesinlikle izlemeniz gereken görüntüler. En az bir tanesini baştan sonra izlemenizi tavsiye ederim.

Bu milyonlarca canlı arasında benim en çok dikkatimi çeken de anlayacağınız üzere kuşlar. Dünya üzerinde bilinen 10.000’den fazla kuş türü var ve giderek de büyüyorlar.

Öyle her gün yeni bir kuş keşfediliyor gibi değil ama her yıl 3-5 tür keşfediliyor diyebiliriz. Bazıları da yeniden keşfediliyor. Yani aslında o kuş türünün tükendiği düşünülüyor ama aradan geçen uzun yılların ardından aslında o türün tükenmediği ortaya çıkıyor. Örneğin Mavi gözlü yer kumrusu (Blue-eyed Ground Dove). 2015 yılında Brezilya’da yeniden keşfedilen türün, son görüldüğü günden bu güne 74 yıl geçmiş ! 74 yıl boyunca orda bir yerde gizlenmiş aslında, kimseye kendini göstermemiş.

Beni en çok heyecanlandıran ise, yepyeni bir türün keşfediliyor oluşu!

Şanslıyız, çünkü geçtiğimiz haftalarda yepyeni bir tür keşfedildi bile!

Adlarını pek duymasakta, yaptıkları işler bizi büyüleyen ve özellikle cennet kuşlarının görüntülenmesinde dünya çapında otorite olan isimler Tim Laman ve Ed Scholes tarafından.

Bu ikili tam bir efsane. Yağmur ormanlarında adım atılmadık yer bırakmamışlar nerdeyse.

Dertleri de belli; en gizli, en özel kuşların hiç görülmemiş davranışlarını görüntülemek. Bunca yıldır yapılan onca çalışmanın sonucu da hakettikleri gibi yeni bir tür oldu elbette.

Endonezya’nın Batı Papua dağlarında yaptıkları çalışmalarda türü hem ilk keşfedenler, hem de ilk görüntüleyen kişiler oldular. Görüntüledikleri an ise daha da büyüleyici; erkeğin kur dansı.

Kuşun ismi pek afilli : Vogelkop Superb Bird-of-Paradise yani Vogelkop Görkemli Cennetkuşu. Vogelkop ismi,  kuşun Endonezya’da yaşadığı yarımadadan geliyor. Ve sadece bu bölgede bulunuyor bu kuş, yani endemik bir tür.

İlk baktığınızda, “ya ben bu kuşu bir yerden biliyorum” diyebilirsiniz, tanıdık gelebilir size. Normal, çünkü çok yakın bir akrabası var bu türün. Onun da adı Greater Superb Bird-of-Paradise yani Büyük Görkemli Cennetkuşu. İlk bakışta oldukça benzer gözüküyorlar ama dikkatli baktığınızda en önemli fark doğrudan gösteriyor kendini.

Tüylerini kaldırdığında ortaya çıkan hilal şekli. Büyük Görkemli Cennetkuşunun elips şeklinin aksine, hilal şeklindeki bu tüyler, yakın akrabasından ayırıyor kendini, hem de kolayca.

Fazlasıyla görkemli, fazlasıyla hayret uyandırıcı değil mi sizce de?  Ben çok etkileniyorum.

Diyebilirsiniz ki, hani yeni bir tür keşfedince ismini keşfeden kişi koymuyor muydu?

Haklısınız, işin o kısmını tam olarak bilemiyorum. Belki halihazırda yakın bir akrabasının oluşundan, belki de keşfeden bilim insanlarının alçakgönülllüğünden ismi bu şekilde.

Dünya’da bunlar olup bitirken, yok mu kardeşim Türkiye’de yeni keşfedilen bir kuş diye sorabilirsiniz. Vogelkop Görkemli Cennetkuşu gibi yepyeni bir kuş türünün keşfedilmesi çok zor olsa da, Türkiye’de de bazı kuş türlerinin ilk kez gözlemlediği olaylar olabiliyor.

Türkiye, sahip olduğu jeopolitik konumu itibariyle Asya ile Avrupa’yı bağlayan bir köprü görevi görmektedir. Şaka şaka, tam olarak öyle değil ama Türkiye’nin sahip olduğu konum gerçekten de  önemli. Üç kıtanın birleşim noktasında bulunuyor oluşu; çok çeşitli habitatları, yani yaşam alanlarını barındırmasını sağlıyor. Bir yanda çöl – yarıçöl gibi daha çok Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da görülen bir habitata ev sahipliği yaparken, diğer yanda Kafkasya ve Asya’ya özgü ormanları barındırabiliyor. Böylesi bir habitat zenginliği de, kuşlar açısından da oldukça zengin olmasını sağlıyor. Bir de üzerine önemli göç rotalarını eklediğimiz zaman, kuşlar açısından tadından yenmez bir memleket olup çıkaveriyor buralar. İçlerinde cennetkuşlarının güzelliklerini aratmayacakların olanlarında var olduğunu söylemek lazım tabi.

Son kayıtlarla birlikte Türkiye’de gözlemlenmiş 480’i aşkın tür var. Bu listeye en son eklenenler biri ise hiç kimsenin görmeyi beklemediği bir tür oldu.

Geçtiğimiz Mart ayının ortalarında Samsun Kızılırmak Deltasından herkesi hayrete düşüren bir fotoğraf paylaşıldı. Mustafa Akca isimli bir kuş gözlemcisi deltaya ziyareti sırasında denk gelmişti bu kuşa. Fotoğraftaki kuş öylesine yabancıydı ki, sanırım benim gibi ilk görenler şöyle bir durup bu ne yahu demişlerdir. Kısa süre sonra türün ne olduğu tespit edildi tabi. Sonuç daha da ilginçti, çünkü bu kuşun buralarda gözükmesi büyük bir süprizdi.

Kuşumuzun adı Gribaşlı Kızkuşu. Normalde Hindistan’dan Japonya’ya kadar dağılım gösteriyor bu kuş. Ve daha önce bu kadar Batı’da bir kaydı olmamış. Yani bu kuş hem Türkiye hem de Avrupa için yepyeni bir tür.

Bu tip durumlarda hep olduğu gibi, haberi alan kuş gözlemcileri, rotalarını Kızılırmak deltasına çevirdi ama kuşu sadece 11 kişi görebildi. Çoktan bambaşka bir yere gitmişti bile.

Gri başlı Kızkuşunu Türkiye’ye getiren tam olarak neydi bilemiyoruz ama belli ki yolunu fazlasıyla kaybetmişti.

Bu güzel haberin şokunu henüz atlatamamıştık ki, birkaç gün sonra bir yeni tür kaydı da Hatay’dan geldi. Daha önceleri Ortadoğu’da nadiren gözlemlenen Küçük Tarlakuşu, Türkiye’de ne zaman gözlemlenir diye beklenirken Ali Atahan tarafından ilk fotoğrafları çekildi. Gribaşlı Kızkuşu gibi öyle alacalı, dikkat çekici bir kuş değil belki ama varlığı fazlasıyla değerli.

Kısacası, dünyanın her yerinde her an yepyeni şeyleri keşfediyoruz. Hayal bile edemediğimiz canlıların varlığını görüp, hayrete düşünüyoruz. Ama maalesef keşif hızımız yokediş hızımıza yetişemiyor. Bilim insanları hergün henüz keşfedilmeden yok olan canlıların varolduğunu söylüyor.

Henüz yaşadığımız gezegeni doğru dürüst keşfedememişken, onun sırlarını, bize anlattıklarını anlamamışken, aynı havayı soluduğumuz canlıları hiç tanımadan kaybetmişken, sizce de başka gezegenlerde bir yaşam belirtisi aramak, biraz çelişkili değil mi?

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s